Avrupa Yakası'nın en Avrupai semti

Bugün İstanbul'un en gözde semti hiç kuşkusuz Nişantaşı. Her gün Batı'ya biraz daha benzeyen semtte yarım asırdır değişmeden duran, artık bir güven markası haline gelmiş dükkânlar da var.

Lüks yaşamlar, şatafatlı hayatlar, marka kıyafetler... 10 yıl öncesine kadar iyi bir restoranda yemek yemek için İstanbul cemiyet hayatının önde gelen isimleri, New York'taki Soho'nun, alışveriş içinse Paris'in yolunu tutardı.

Şimdi ise hem butikleri hem de restoran ve kafeleriyle tüm bunlarla aşık atabilen bir semtimiz var: Nişantaşı. 19. yüzyıl mimarisini rahatlıkla görebildiğimiz, yüksek tavanlı, kafes pencereli Nişantaşı binaları aydınlardan sosyeteye, sanatçılardan vekillere kadar birçok ünlüye ev sahipliği yaptı ve yapmaya devam ediyor. Ama 'değişmeyen tek şey değişimin kendisidir' sözünden burası da nasibini alıyor. Bir dönem gidilen kahvehanelerin yerinde şimdi kafeler, her biri el emeği göz nuru olan ve elde özenle dikilen kıyafetlerin yerinde ise dünyaca ünlü markalar yer alıyor. Batı'ya her gün daha da fazla benzeyen Nişantaşı sokaklarında, buram buram nostalji kokan ve görenleri 50 yıl geriye götüren mekânları sizler için araştırdık... Bugün İstanbul'un en seçkin semtlerinden olan Teşvikiye, bundan 150 yıl önce, ok talimlerinin yapıldığı boş bir araziydi. Bölgedeki ilk hareketlenme, 18. yüzyılın ilk çeyreğinde Hacı Hüseyin adında, o sıralar tersane yöneticiliği yapan bir kişinin, arazi satın alarak kendisine ait bahçe haline getirmesiyle başladı.

Abdülmecid kurdu
Sultan Abdülmecid'in kurduğu yeni bir semt olan Teşvikiye, Sultan İkinci Abdülhamid'in tahta geçmesinden sonra, devlet adamları için bir lojman bölgesi kimliği kazandı. Dönemin tüm ileri gelenleri saraydan verilen talimata uyarak bu bölgeye yerleştiler. İkinci Abdülhamid 1892'de semt sakinleri için Meşrutiyet Camii'ni yaptırıp, babasının inşa ettirdiği Teşvikiye Camii'ni de tamir ettirdi. Dönemin önde gelen devlet adamları caddenin iki yanında yaşıyorlardı. Teşvikiye Camii'nin karşısından başlayarak bugünkü Osmanbey'e doğru önemli devlet adamlarının konakları sıralanıyordu.

Teşvikiye Camii
Nişantaşı'nda yapılan ilk bina, padişah III. Selim'in atış talimleri sırasında namaz kılmak için inşa ettirdiği mescit olmuş. 1754 yılında yaptırılan bu mescit daha sonra harabeye dönüşünce, 1854 yılında bölgeyi yerleşim alanına çevirmek isteyen Abdülmecit tarafından şimdiki Teşvikiye Camii yapılmış. Diğer birçok binada olduğu gibi, burada da Batı mimarisinin etkilerini görmek mümkün.

Maçka Palas
Bugün Gucci mağazasının da içinde bulunduğu 64 daireli Maçka Palas kimlere ev sahipliği yapmamış ki? Ünlü romancı Kerime Nadir, şair Abdülhak Hamid Tarhan ve eşi Lüsyen Hanım... İtalyan tüccar Cavino tarafından karşısındaki İtalyan sefaretinde çalışanlara kiralamak için yaptırılan bina birçok aydına, sanatçıya ve ünlüye ev sahipliği yapmış. Birinci kat, dört numarada yaşayan Abdülhak Tarhan ve eşi Lüsyen Hanım'ın düzenledikleri edebi partiler de herkesin dilindeymiş. Halid Ziya Uşaklıgil, Faruk Nafız Çamlıbel, Sami Paşazade Sezi Bey ve tarihe adını altın harflerle yazdıran birçok ünlü edebiyatçımız bu evde toplanıp, sabahın ilk ışıklarına dek tatlı tatlı atışırmış. Ancak rivayete göre cüretkâr mayosu ile balkonda güneşlenen Lüsyen Hanım komşularından tepki görünce, ev sahibi zengin tüccar Caviano tarafından evden çıkarılmış.

Vedat Tek Evi
1873 doğumlu, en önemli Türk mimarlarından Vedat Tek'in tasarladığı birçok binaya Nişantaşı'nda rastlamak mümkün. Sarayın başmimarlığını da yapan Tek, Meclis Binası dahil birçok önemli yapıta imza attı. Tek, kendi için de Valikonağı Caddesi'nde bir ev yaptırdı. 1950 yılında ise Vedat Bey'in damadı Yekta Bey, apartmanın altına bir lokanta açtı. 57 yıldır aynı yerde varlığını sürdüren Yekta Restaurant, semtin sakin günlerinden günümüze yaşamayı başaran en değerli hediyelerden biri.

Hüseyin Sarı
İstanbul'un ünlü gömlekçisi Martino'nun yanında kalfalık yapan ve 31 yıl önce kendi yerini açan Hüseyin Sarı'nın dükkânının ufak olduğuna bakmayın. Her ay en az 50 kişiye gömlek dikiyor o. Az bulanlar için söyleyelim gömleğin düğmelerine kadar her aşamasıyla Sarı kendisi ilgileniyor. Üstelik Ali Koç, Mustafa Koç, M. Ali Yılmaz gibi iş dünyasının önde gelen isimleri ondan gömlek sipariş ediyor. Tel: (0212) 0212 233 84 28

Pandantif
Üç nesildir babadan oğula geçme geleneği bu antika mücevher mağazasında devam ediyor. Rumeli Pasajı girişindeki ufacık mücevhercide, Osmanlı dönemine ait sinya damgalı mücevherler bulmak mümkün. Çarmıklılar, Sabancılar gibi Türkiye'nin elit aileleri de antika mücevher almak istediklerinde bu minik mağazanın yolunu tutuyormuş. Tel: (0212) 240 69 49

Erol Kundura
Semtin en fiyakalı kundura dükkânı, bir zamanlar Erol Odabaşıoğlu'na aitmiş. Erol Bey, Ajda Pekkan'dan Bülent Ersoy'a, Sezen Aksu'dan Filiz Akın'a kadar sanat dünyasının 'dev' isimlerine ayakkabı tasarlamış. Kısa boyluları, giymesi cesaret isteyen 30 cm'lik apartman topuklarla uzatmış. 1978 yılında Zeki Müren'in ilk Maksim gecesinde giydiği diz üstü gümüş rengi botlar onun elinden çıkmış. Şimdi Manolo Blahnik, Gucci ve Jimmy Choo gibi birçok ayakkabı markasını Nişantaşı'nda bulabilirsiniz ama yine de Erol Kundura'nın yeri bir başka eski İstanbulluların hayatında. Dükkânda ilginç de bir uygulama yapılıyor. Bugüne kadar borcunu ödemeyen sanatçıların resimleri, bodrum katına inen duvarda, tuvaletin karşısında sergileniyor. Tel: (0212) 233 86 13

Antik
Nişantaşı'na gelip de bir antikacı dükkânına uğramamak olmaz. Çünkü semt sakinleri en çok, eskiye olan meraklarıyla ünlü. Hal böyle olunca 40 yıllık, semtin en eski antikacılarından Antik de bugüne kadar emin adımlarla gelmeyi başarmış. En çok da 1900'lü yılların malları satılıyor. Osmanlı perdeleri, kristal avizeler, Nişantaşı halkının en çok aldıkları parçalarmış. Tel: (0212) 247 87 81

Haber: Sabah / Burcu Aldinç

  • Görüntüleme: 10671