İstanbul’un en karizmatik semti

İstanbul Ajansı Ocak 2014 sayısında Yedikule'mizi İstanbul'un en karizmatik semti ilan etmiş işte o haberden alıntı yazı; 

1970’li yıllara kadar neredeyse İstanbul dışı sayılan Yedikule, çok hızlı kabuk değiştiren İstanbul’da kendine has çok kültürlü yapısıyla, mahalle kültürünü yitirmeyen şehrin en eski semtlerinden biri olarak dikkati çekiyor. Yedikule, eski Türk filmlerinde kabadayıların Yedikuleli olmasından mıdır bilinmez, İstanbul'un en karizmatik semti olarak niteleniyor.


Tarihi Yarımada’nın sınırı diyebileceğimiz bir noktada bulunan Yedikule, geçmişte gayrimüslimlerin tercih ettiği bir semt olarak biliniyor.

Şimdilerde ise Anadolu’dan İstanbul’a göç eden vatandaşların yerleşik olduğu, az da olsa gayrimüslim vatandaşın bulunduğu bir yer Yedikule. Batısında Zeytinburnu, doğusunda Kocamustafapaşa ve kuzeyinde Fatih’e bağlı Sümbül Efendi Mahallesi ile çevrili olan Yedikule’nin Marmara Denizi’ne de kıyısı bulunuyor.

 

Marmaray ile gelinebilir

İETT’nin, Eminönü (80) ve Taksim’den (80T) hareket eden iki otobüs seferi bulunan 17 bin 400 nüfuslu Yedikule Mahallesi’ne, yine Taksim ve Aksaray’dan gelen dolmuşlarla ulaşmak da mümkün. Yedikule’nin oldukça dar sokakları da park edilen araçlarla işgal edilmiş durumda. Otobüslerin geçtiği en büyük caddesinin, diğer ilçelerdeki bir sokak büyüklüğüne denk gelen Yedikule’ye, yakın zamana kadar TCDD’nin banliyö tren hattıyla da gelinebiliyordu. 29 Ekim 2013’te açılışı gerçekleştirilen Marmaray tren hattı ile Yedikule istasyonu hizmet dışı kalmış. Ancak Yedikule’den, Marmaray’ın şuan ilk istasyonu olan Kazlıçeşme’ye 10 dakikalık yürümeyle ulaşılabiliyor. 

 

Yedikule Hisarı, İstanbul'un fethinden sonra 3 kule daha eklenerek bugünkü halini aldı

 

Yedikule’de çok kültürlü yapı hakim

Osmanlı döneminden 1970’li yıllara kadar tipik bir Rum mahallesi olan Yedikule’de, çoğunlukla gördüğümüz beton binaların yanında, yıkılmamak için direnen cumbalı Rum evlerini de görüyoruz. Kimi Rum evleri restore edilerek kullanıma kazandırılmış, kimileri ise metruk halde kaderine terk edilmiş. Mahallesi sınırları içerisinde sadece Surp Pırgiç Ermeni Kilisesi mevcut olsa da; Samatya, Silivrikapı, Sakızağacı gibi komşu semtleri dahil ettiğimizde bölgede çok sayıda kilise bulunuyor. Öte yandan Yedikule’de; Hacı Evhaddin Camii, Kürkçübaşı Hacı Hüseyinağa Camii ve Malcı Çırağı Mehmet Paşa Camii olmak üzere dört cami yer alıyor.

Yedikule'de cumbalı Rum evlerini halen görmek mümkün

 

Osmanlı’dan sonra zindan olarak kullanıldı

Yedikule deyince hiç şüphesiz ilk olarak Yedikule Zindanları veya diğer adıyla Yedikule Hisarı akla geliyor. Semte adını veren Yedikule Hisarı, şuan müze olarak hizmet veriyor. 09.00 - 17.30 saatleri arasında hizmet veren ve girişin paralı olduğu Yedikule Hisarı Müzesi, bugüne kadar pek çok konser ve etkinliğe de ev sahipliği yapmış. Osmanlı’dan sonra hapishane veya zindan olarak da kullanılan bu tarihi mekan, Bizans döneminde, şehre misafir olarak gelen kralları ve saray mensuplarını ihtişamlı bir şekilde karşılamak için inşa edilmiş. 29 Mayıs 1453 İstanbul’un fethine kadar fiziki olarak Altın Kapı ile bütünleştirilen ve dört adet gözlem kulesi yaptırılan Yedikule Hisarı, fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen üç gözlem kulesi ile daha ihtişamlı hale bürünmüş. Şimdilerde ise bu kulelere; Genç Osman Kulesi, Cephanelik Kulesi, III. Ahmet Kulesi, Hazine Kulesi, Zindan Kulesi, Top Kulesi ve Bayrak Kulesi adları verilmiş.

 

 Yedikule Hisarı, İstanbul'un fethinden sonra 3 kule daha eklenerek bugünkü halini aldı

 

İstanbul’a havagazı buradan dağıtılıyordu

 

Yedikule semti, hem Osmanlı döneminde hem de Cumhuriyet sonrasında suriçi İstanbul’un en uzak bölgesi konumundaymış. Bu yüzden buraya çok sayıda fabrika inşa edilmiş. Çikolata, şeker, cam, metal ev eşyası, ayakkabı fabrikalarının yanı sıra, şehre doğalgaz gelmeden önce suriçi İstanbul’un ısınmasını sağlayan havagazı dağıtımının yapıldığı gazhane tesisi de burada yer alıyormuş. 1980’li yıllara kadar çalışan bu fabrika ve tesislerin dışında bölgede tarım da yapılırmış. Sur çevresinde yürütülen tarım faaliyetleri, bugüne geldiğimizde değişen ve dönüşen İstanbul’da sona ermiş gibi. Yedikule’nin meşhur marulu da buradaki tarım sahasında yetişirmiş.

Yedikule'de semt sakinlerinin faydalanabileceği çok sayıda park mevcut

 

Yedikule, tren istasyonuyla güzel

 

Yedikule, içinde bulunan tren istasyonuyla özdeşleşen bir semt. Geçtiğimiz yaz aylarına kadar hizmette olan Sirkeci - Halkalı banliyö tren hattının suriçi İstanbul’dan çıkmadan evvel son durağı olan Yedikule istasyonu, geçmişten günümüze pek çok dizi ve filme ev sahipliği yapmış. İstasyon şimdilerde ise, Marmaray’ın hizmete girmesinden sonra kapatılmış. Öte yandan Cumhuriyet öncesi dönemde 1870’li yıllarda Yedikule’ye; Aksaray, Fatih ve Bahçekapı’dan (Sirkeci) tramvay seferleri başlatılmış. Önceleri atlarla yapılan tramvay seferleri, 7 Ekim 1914 tarihinde ilk olarak Yedikule - Aksaray arasında gerçekleştirilen elektrikli tramvaylara yerini bırakmış. 1950’li yılların sonuna kadar işleyen tramvay hatları, otomobillere yol yapılması nedeniyle kaldırılmış.

 

 

Marmaray'ın açılışından sonra hizmet dışı kalan Yedikule tren istasyonunun, ilerleyen günlerde tekrar açılarak Marmaray'a entegre edilmesi bekleniyor

 

 

Jack Birns'ün 1950 yılına ait Yedikule tren istasyonu fotoğrafı

 

Yedikule’de komşuluk kültürü sürüyor

 

O güne dair anılarını İstanbul Ajansı muhabiriyle paylaşan mahalle sakinlerinden Aysoy Başarır, o dönemde kırmızı ve yeşil tramvayların var olduğunu, kırmızı tramvay biletinin, koltuklarının deri olmasından dolayı daha pahalı olduğunu; yeşil tramvay biletinin ise, koltuklarının tahta olmasından dolayı daha ekonomik olduğunu ve bu yüzden yeşil tramvayla gelip gittiğini aktardı. Eskiden her evin bahçesinde meyve ağaçlarının bulunduğunu belirten Başarır, 1980’li yıllara kadar sokak sayısının daha az olduğunu, semtin genelinin boş arsadan oluştuğunu söyledi. Başarır, Turgut Özal döneminden sonra Yedikule’nin nüfusunun arttığını, buna bağlı olarak da mevcut tek katlı evlerin yıkılarak yüksek beton binalara dönüştüğünü ve yeni yolların inşa edildiğini kaydetti. Yakın zamana kadar Rum ve Ermeni komşularının da olduğunu söyleyen Aysoy Başarır, Yedikule’de komşuluk kültürünün, eskiye nazaran azalsa da halen sürdüğünü ifade etti.

 

 

Yedikule Hisarı'nı özellikle yaz aylarında çok sayıda yabancı turist ziyaret ediyor

 

Açık hava müzesi olarak Yedikule

 

Eski Rum evleriyle, hisarıyla, surlarıyla, tren istasyonuyla, camileriyle, kiliseleriyle, gazhanesiyle adeta tarihe meydan okuyan Yedikule, kendine has dokusuyla tarih meraklılarının ilk adım attığı mekanlardan. Adeta bir açık hava müzesi niteliğinde olan Yedikule semti, halen burayı gezmemiş olanlar için hafta sonu güzel bir alternatif olarak yer alıyor.

 

Haber - Fotoğraf: Selim Ural

 

 

Kuyulu Bakkal Sokak'tan bir kare...

 

 

Yedikule Meydan Parkı

 

 

Şuan hizmet dışı olan Yedikule istasyonuna girişi gösteren tabela

 

 

Trafiğe kapalı olan Gençağa Sokak

 

 

Yedikule Hisarı'nın sahilyolundan görünüşü

 

 

Yedikule Hisarı

 

 

Londra'dan hareket ederek Paris, Lozan, Milano, Ljubljana, Zagreb, Belgrad, Sofya, Uzunköprü, Lüleburgaz, Çorlu ve Yedikule'den geçerek Sirkeci Garı'na gelen Simplon Orient Express, seferini tamamladıktan sonra Yedikule tren istasyonundan geçerken

 

 

 

 

1950'li yıllarda Yedikule'ye Aksaray, Fatih ve Bahçekapı’dan (Sirkeci) elektrikli tramvay seferleri yapılıyordu. Fotoğrafta görülen cami ise, Yedikule Meydanı'ndaki Kürkçübaşı Hacı Hüseyinağa Camii 

kaynak : http://www.istanbulajansi.com/haber/9832/Istanbulun-en-karizmatik-semti-Yedikule.html#.UuWQQdJah8w

 

 

 

  • Görüntüleme: 21005