Büyükada'da bisiklet keyfi
Büyükada, İstanbulluların şehrin karmaşasından ve hengamesinden kaçmak için sığındıkları kaçış noktalarından biri. Her ne kadar yazın özelikle hafta sonu günlerinde çok kalabalık olsa da yine de ada olmasının sonucunda oluşan şehirden izole yapısı sayesinde o günlerde dahi size şehrin kargaşasından uzaklaştığınız hissini yaşatır.
Ben Büyükada'ya özellikle bahar aylarında gitmeyi seviyorum. Ağaçlarının çiçek açtığı, rüzgarının keyif veren bir serinlikle estiği, çok ta kalabalık olmayan zamanlardır bu zamanlar. Yaza hazırlanan ada ahalisinin tatlı telaşelerine de bu dönemde şahitlik eder, hatta bazen sıcak bir ada insanının davetiyle o telaşenin içerisinde bulursunuz kendinizi.
Ben Büyükada'ya Bostancı'dan kalkan motorlarla ulaşmayı tercih ediyorum. Bu şekilde yaklaşık yarım saatlik bir yolculuk sonrasında varıyorum adaya. Adaya Kabataş'tan deniz otobüsüyle ya da Eminönü'nden vapurla da ulaşabilirsiniz.
Büyükada'ya vardığınızda sizi adanın şehre bakan yüzü, iskele karşılar. İskele'den ileriye doğru bakınca ada karakteristiğini oluşturan Büyükada evleri ve konaklarının birbirinden güzel örneklerini görürsünüz. Ada mimarisinin bir özelliği olarak beyaz renk hakimdir bu yapılarda. İskele'den Çarşı'ya yürüdüğünüzde ise sağlı sollu sıralanmış kafe ve restoranların arasından geçerek Saat Kulesi'nin bulunduğu meydana ulaşırsınız. Meydanın solunda fayton durağı, sağındaki sokaklarda ise bisiklet kiralayan dükkanları görürsünüz. Adada bazı resmi kurum araçları dışında motorlu taşıt olmamasının da önemli etkisiyle, Ada İstanbul'da bisiklet sürmek için en uygun yerlerden birisi. Şimdi güzel bir bisiklet kiralayıp adayı keşfetmenin zamanıdır. Hadi bir an önce bisikletimizi alalım ve yola koyulalım.
Adanın en güleryüzlü ve sıcakkanlı esnaf kitlesi olduğuna inandığım bisikletçilerden bir bisiklet kiralayıp yola koyulduğumuzda önce meydandan sağa takip edip, gözalıcı ada konaklarının arasından geçerek ulaşılan Dilburnu'na doğru olan yol en çok tercih edilen bisiklet yoludur. Son dönemde "Hatırla Sevgili" başta olmak üzere bazı dizilerin de kullandığı bu konakların bulunduğu bu kısımlar bu sebepten ada ziyaretçilerinin de ayrıca ilgisini çekiyor.
Dilburnu'na doğru devam edip adanın en güzel mesire yerlerinden biri olan bu burna ulaştığınızda hem kalabalıkları hem de bisikletlileri ardınızda bıraktığınızı farkedersiniz. Dilburnu'nda, Heybeliada ve şehrin manzarasına karşı biraz soluklandıktan sonra yola devam edip yaklaşık 10 dakika daha pedal çevirdikten sonra Lunapark Meydanı'na ulaşırsınız.
Buradan eşsiz manzaralı Aya Yorgi Tepesi'ne oldukça dik ve uzun bir yoldan yürüyerek çıkabileceğiniz gibi bisikletle tura devam edip adayı keşfetmeye devam edebilirsiniz. Ben ''Uzun Tur Yolu'' denilen ve Lunapark Meydanı'nda sağ yönde tabelası bulunan yolu tercih ediyorum. Bu yol tüm adanın çevresini dolaşabileceğiniz, doğayla başbaşa bisiklet sürebileceğiniz bir yol. Bir süre de sağ tarafınızda eşsiz bir deniz manzarası eşlik eder bu yolda. Bu yola saptıktan sonra yaklaşık 1 saat yapıların olmadığı, doğa içi bir yolda yol aldıktan sonra Adanın arka tarafındaki yerleşimlere ulaşır, Reşat Nuri Güntekin'in doğup büyüdüğü evi de içeren bazı güzel konakları da görerekten tekrar ada merkezine ulaşırsınız. Bu yolculuk toplamda 3-3,5 saat bisiklet sürmenizi gerektirir. Belki yorucudur ama Büyükada'yı tam anlamıyla gezmenizi, doğasını ve canlılığınızı tüm güzellikleriyle yaşamanızı sağlar.
Uzun günün ardından bisikletimizi teslim ettik. Yorgun bacaklarımız son bir gayretle bizi iskeleye götürsün bakalım. Vapurumuzun kalkmasına daha vakit mi var? O zaman yorulan bünyemizi ödüllendirelim. Çarşıya şeker ve bisküvi kokusu yayan dondurmacılardan bir külah dondurma ya da waffle alıp sahilde oturarak son bir keyif yapabiliriz adada.
Gökhan Özkan / Deep Nature Travel
KAYNAK : istanbul.com
- Görüntüleme: 11401