Constantinopolis Dönemi
Bugünkü İstanbul'un temelleri "Byzantion Dönemi" de denilen M.Ö. 7. yüzyılda Yunanistan'dan gelen Megaralılar tarafından atıldı.
M.Ö. 680'lerde Marmara Denizi'ni geçerek İstanbul'a ulaşan Megaralılar, bugünkü Kadıköy'de Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. "Körler Ülkesi" olarak da anılan Halkedon'un halkı o dönemlerde tarımla uğraştı.
M.Ö. 660'larda da Megaralılar’ın diğer bir kolu, bugünkü Sarayburnu'nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu. Efsaneye göre Delfi Tapınağı'ndaki kahinin öğüdüne uyarak burayı seçen Megaralılar, komutanlarının adından hareketle, kente "Byzantion" adını verdiler. Byzantion bir ticaret kenti olması ve savunma açısından avantaj sağlayan konumu nedeniyle kısa zamanda büyüdü ve parası Yunan kolonilerinde geçen bağımsız ve güçlü bir site haline geldi.
M.Ö. 513 yılında Byzantion ve Halkedon, Anadolu'yu fethederek ilerleyen Persler’in eline geçti. Ama M.Ö. 489'da Persler’i yenen Spartalı komutan Pausantas, Byzantion'u Persler’den kurtardı ve M.Ö. 477’ye kadar kente egemen oldu. Bu tarihte Atinalılar kenti ele geçirdi ve Byzantion M.Ö. 476’da Atina'nın önderliğindeki Delos Birliği'ne katıldı.
Byzantion, M.Ö. 278'de batıdan gelen Germen kavimlerinin akınına uğradı. Romalılar Makedonya savaşlarından sonra M.Ö. 146'da egemenliklerini Balkanlar'a ve Küçükasya'ya yayarlarken; Byzantion Roma'ya tabi oldu.
Byzantion'un Roma egemenliği altına girmesi ile 700 yıllık kent devleti statüsü bitmiş oldu. Ama önemini korumaya devam etti.
Roma idaresinde nispeten sakin bir 350 yıllık devir yaşayan Byzantion'u M.S 2 yüzyıla kadar sarsan tek olay, Septimus Severus ve Pescenius Niger arasındaki savaşta Pescenius'u tutması oldu. M.S 195-196'da savaşı kazanan Septimus, bu ihanetin intikamını Byzantion'u yıkarak ve halkını kılıçtan geçirerek aldı.
330 yılında Roma imparatoru I. Konstantin, Byzantion'u yeni başkent olarak ilan etti. Şehir yeniden inşa edildi ve "Constantinopolis" adını aldı. I. Kostantin'in döneminde Hıristiyan dünyasının en önemli dini ve siyasi merkezlerinden biri haline geldi.
Şehir 4. ve 5. yüzyıllar boyunca bazı saldırılara maruz kaldı. Özellikle Got'ların ve Vizigotlar’ın akınlarına uğradı. 440 yılında Hun İmparatoru Atilla şehre saldırdı. 450 yılına kadar Hunlar’a haraç ödendi. Fakat her şeye rağmen Constantinopolis, bu süre içerisinde önemini korudu. Dışarıdan, özellikle Trakya'dan getirilen toplulukların da etkisiyle, 5. yüzyılda kentin nüfusu Roma'yı aştı.
476 yılında Ostrogorlar Batı Roma İmparatoru Romulus Augustus'u tahttan indirdiler ve İmparatorluğu, Doğu Roma İmparatoru Zenon'a teslim ettiler. Böylece Batı Roma İmparatorluğu tarihe karışıtı. Fakat aynı zamanda da Constantinopolis, Roma İmparatorluğu'nun tek başkenti haline geldi.
Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu’na dönüştü ve böylece Constantinopolis, bir Roma Şehri olmaktan çıkarak doğuya özgü bir Ortodoks şehri haline geldi. 6. yüzyılın ortaları, Bizans İmparatorluğu için dolayısıyla İstanbul için yeni bir yükseliş döneminin başlangıcı oldu. Okuma yazma bile bilmeyen selefinin aksine dindar ve eğitilmiş biri olan İmparator I. Jüstinyen döneminde, kent mamur bir Ortodoks Hristiyan başkenti görüntüsünü kazandı. Daha önce tahrip edilmiş olan Ayasofya bugünkü haliyle bu dönemde inşa edildi.
543'lerde kentte görülen veba salgını halkın yarısına yakınını öldürdü. Şehir sürekli felaketlerle karşılaştı. Fakat özellikle İmparator I. Jüstinyen'in kurduğu yapı İstanbul'a her türlü savaşı ve felakete karşı direnç kazandırdı.
1204'de kent Haçlılar tarafından ele geçirildi ve acımasızca yağmalandı. Ortaçağ’ın en büyük kenti 40-50 bin nüfuslu, yoksul ve harabe bir kente dönüştü.
Lâtin İstilası
İstanbul, Haçlılar’la ilk olarak 1096'da tanıştı. Sözde, Müslümanlar’dan alınan topraklar Bizans'a verilecek, Bizans da Haçlıları destekleyecekti. Ama Haçlılar buna uymadılar ve 1099'da Kudüs Latin Krallığı'nı kurdular.
O dönemde Bizans'ta bir taht kavgası yaşanıyordu. Bunu fırsat bilen Haçlılar, Venedikliler’in de yardımıyla Haliç'e girdiler. Saldırı 9 Nisan'da başladı ve 13 Nisan 1204'de şehir ele geçirildi. Üç gün boyunca benzeri görülmemiş bir barbarlıkla İstanbul yağmalandı ve insanlar katledildi. Ayasofya da dahil olmak üzere bütün anıtsal yapılar tahrip edildi, yüzlerce yıllık yazma kitaplar yakıldı. Birçok değerli Bizans eseri Avrupa'ya taşındı. Bu üç günün sonunda yağma düzenli hale getirildi ve Bizans, Haçlılarla Venedikliler arasında paylaşılarak bir Latin İmparatorluğu kuruldu.
Bu dönemden sonra İstanbul sürekli küçülmeye ve fakirleşmeye başladı. Şehrin soylu ve zenginleri İznik'e göç etti. 1254 yılına gelindiğinde Latin İmparatorluğu çepeçevre kuşatılmıştı.
Yeniden Bizans Yöneti
Palailogos Hanedanı'nın 1261 yılında İstanbul'u Latinlerden geri almasıyla 2. Bizans Dönemi başladı. Ama bu dönem boyunca kent, eski önem ve özelliğini bir daha asla kazanamadı.
Latinler tarafından talan edilen İstanbul, bu süreç içerisinde bütün ticari üstünlüklerini Galata'ya kaptırdı. İstanbul, etrafı surlarla çevrili bir tarım kenti haline dönüştü. O dönemde İstanbul'da tek olumlu gelişme, mezhep çatışmalarının durulması oldu.
2. Bizans Dönemi aynı zamanda, İstanbul'un Osmanlılar tarafından gittikçe daralan bir çembere alınması ve yavaş yavaş fethedilmesi süreci olarak bilinir. 1373'ten itibaren İstanbul, Osmanlı'ya haraç ödemeye başlarken, 1393 yılında Sultan Yıldırım Bayezid, 1422'de Sultan II. Murad İstanbul'u kuşattı, ama sonuç alınamadı.
kaynak : istanbul.com
- Görüntüleme: 14050