Nilüfer çiçekleri arasında göl safarisi

Unutulmaz bir hafta sonu geçirmek isteyen İstanbullular'a bir teklifimiz var. Istranca ormanlarının çevrelediği Durusu (Terkos) Gölü, tam size göre...

yüzmeye değil; ama doğanın keyfini çıkarmaya varsanız hemen yanı başınızdaki Durusu’ya uğramalısınız. Hele hele azıcık macerayı seviyorsanız değmeyin keyfinize!

Günübirlik gezilerin düzenlendiği göl; içerisindeki balıklar, balıkçıl kuşlar ve su bitkileriyle doğal bir park görünümünde… Sazlıklar arasındaki nilüfer çiçekleri, göle ayrı bir güzellik katıyor. Göl üzerine yayılan nilüfer tarlalarında kayıkla yapılan gezinti tıpkı masallardaki gibi etkileyici...

Istranca ormanlarının çevrelediği Durusu (Terkos) Gölü macera tutkunlarının yeni adresi olma yolunda… Günübirlik gezilerin düzenlendiği göl; içerisindeki balıklar, balıkçıl kuşlar ve su bitkileriyle doğal bir park görünümünde… Sazlıklar arasındaki nilüfer tarlalarıysa göle ayrı bir güzellik katmakta… Bu doğal güzelliği keşfeden turizm firmaları, İstanbul’a bir buçuk saat uzaklıkta olan gölde birkaç yıldır günübirlik ‘kano safari’ etkinlikleri düzenliyor. 

Bireysel, grup ya da ailecek katılabileceğiniz bu doğa aktivitesi için yapmanız gereken ilk iş, turizm firmasıyla iletişime geçip rezervasyon yaptırmak. Daha sonra ise birkaç buluşma noktasından size en yakın olanını seçip saat konusunda anlaşmak. Bu, küçük gibi görünen önemli ayrıntıları gerçekleştirdikten sonra İstanbul’un kuzeyinde bulunan Balaban’a doğru yola çıkılıyor.

Göl manzaralı kamp yerine varıldığında açık büfe kahvaltıyı sizi beklerken buluyorsunuz. Sıkı bir kahvaltının ardından kano kullanımı hakkında kısa bir eğitim veriliyor. Gaza gelmiş bir vaziyette can yeleklerinizi giyerken çift taraklı küreğinizi de alıyorsunuz. Elma, armut ve fındık ağaçlarının arasından geçerek (koparıp yemek serbest!) Yazla İskelesi’ne iniliyor. Yürüyüşün kıyıya varmakla biteceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü biraz yukarıda olan kanolar göle indirilmeyi bekliyor. Rehber, 3 kişilik ‘Kızılderili tipi’ kanoların başında son uyarılarını yapıyor ve gölün karşı kıyısında belirlenen hedefe doğru kürekler çekiliyor. Kendini Amerikan filmlerindeki kanolu sahnelerin kahramanı sananlar erken pes ederken, azimle kürek çekenler sazlıkları delerek nilüfer tarlalarının olduğu kısma geçebiliyor.

Sazlıkların geçilmesiyle -belki de- gölün en temiz yerine gelmiş oluyorsunuz. Buradaki kumsalda 1 saatlik mola veriliyor ve dilediğinizce yüzebiliyorsunuz. Gölün neden Durusu ismini aldığını burada yüzerken anlayacaksınız! Mola bitiminde kürekler, sazlıklar arasındaki nilüfer tarlalarına doğru çekiliyor. Doğanın güzelliği ile hava temizliğinin nilüfer çiçeklerine dokunması başınızı döndürüyor. Nilüfer çiçeklerinin arasında dolaşıp bol bol fotoğraf çektikten sonra küreklerinize akıntıya karşı asılmanız gerekecek…

Bunun için iyi bir kondisyona ve kas gücüne ihtiyacınız var. Bir yandan tatlı yorgunluk, öbür yandan rüzgarın hissettirmediği güneş yanıkları, yavaş yavaş kendini belli ettiğinde başlangıç noktasına dönmüş oluyorsunuz. (Yani umarım dönebilirsiniz!) Kanodan indiğinizde kaslarınızın epey şiştiğini hissedeceksiniz. Siz kana kana su içip dinlenmeye çalışırken rehberiniz, haydi daha kanoları yukarı taşıyacaksınız, diyecek.

Kanolar yukarı çekilince az önce indiğiniz yolu bu sefer tırmanmak durumundasınız. Kamp alanına geldiğinizde burnunuzu saran mangal kokusu tüm yorgunluğunuzu almaya yetiyor. (Dileyen bu arada kamp evinde bulunan banyolarda duş alabiliyor!) 10-15 dakikalık bir beklemenin ardından ızgarada yapılan çipuralarınızı açık menü salata eşliğinde mideye indirebilirsiniz. İyice yorulduktan sonra içilen ve ilaç gibi gelen beş çayı, İstanbul yolunun gözüktüğünün işareti...

 
Kaynak: Serkan Kara / Zaman

  • Görüntüleme: 10586